Kitaplar

Kitaplar

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün’ün Kitapları

din-birey-ve-toplum20121102231748

 

 Din Birey ve Toplum

İnsanın bulunduğu her yer ve zamanda var olagelmiş bir kurum olan din, insanın ruhi yapısında var olan “inanma arzusu”nun toplumsal yani sosyolojik yansımasıdır. İnanma bireysel, din ise toplumsal bir olgudur. Hem inanma duygusu hem de din kurumu insanla birlikte doğmuştur. İlk insanın bir dini tebliğ edip yaşayan peygamber oluşu, dinin kökeni veya insanoğlunun günümüze gelene kadar hangi evrelerden geçtiği yönündeki teorilere ışık tutmaktadır. Dinin hem bireysel hem de sosyal ve toplumsal bir ihtiyaç oldu asla inkâr edilemez.

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, bu kitabında, din–birey–toplum üçlüsü arasındaki ilişkiler ağını sorgulamaktadır. Din ve Birey, İslam’ın Temel Nitelikleri ve Müslüman Bireyin çağdaş sorunlar karşısındaki durumuna ilişkin konular okuyucuya ilmi bir çalışma disiplini içerisinde sunulmaktadır.

 

8bb11263-baa3-4e0d-9d6a-be3a9ec6d72f

 

 Seyyid Ahmed Han ve Entellektüel Modernizmi

Son yıllarda İslam dünyasında modernizmden ve moder-nist hareketlerden sıkça söz edilmektedir. Bu hareketler şüphesiz yüzeysel hareketler değildir, aksine köklerini muhakkak tarihin şu veya bu döneminde bulmaktadır. İster Batı tarzı modernist hareketlerde isterse ihyacı (revivyalist) hareketlerde olsun bu oluşumlarda Hindis an Alt-Kıtası”nın ayrı bir yeri vardır. Bu durum Hindistan”ın birbirlerine dini ve kültürel yönden galip gelmeye çalışan birden fazla etnik gruba sahip olmasının yanında, bu bölgenin koloni devrini geçirmiş olmasından da kaynaklanmaktadır. Köklü bir isla-mî geleğene sahip olmamasına rağmen Alt-kıta, İslam dünyasının geri kalan kısmında teşebbüs edilen bu tip yenilikçi ve dirilişçi hareketlerden daha fazla teşebbüse sahiptir. (Kitabın İçinden)

 

 

1369679684_b

 

Nefesefi ve İslam Filozoflarına Göre Allah- Alem İlişkisi 

Allah-âlem ilişkisi her zaman teolojik ve felsefi düşüncenin merkezinde yer almıştır.
Bu kitapta yazar, Nesefî ve Müslüman filozoflara göre Allah-Âlem ilişkisini ele almaktadır.
‘Maturidî kelâm ekolü’nün kurucusu olan İmam Maturidî’den sonra bu ekolün ikinci önemli ismi olan Ebu’l-Mu’în Nesefî ile Müslüman filozoflardan Farabi ve İbni Sina’nın Allah-âlem ilişkisi konusundaki düşünceleri mukayeseli bir şekilde ele alınmakta ve incelenmektedir.
Bir yandan Aristo ve Eflâtun, diğer yandan da Yeni Eflâtunculuğun genel olarak İslâm dünyasında, özel olarak da Müslüman filozoflar üzerindeki etkisinin de ele alındığı kitapta, yeri geldiğinde bu filozofların görüşlerine de yer verilmektedir.
Kitapta ayrıca “Yaratma (Tekvin)” Kelâm konusu da ele alınmakta, felsefeciler tarafından nasıl ele alındığı mukayeseli bir şekilde açıklanmaktadır.

 

 

phpThumb_generated_thumbnail

 

Sosyal Teoloji

“Sosyal Teoloji’ orijinal kaynaklarla ilişkisini kurarak, insanın gerçek algılanma biçimini yeniden değerlendirmeyi ve kutsal kitaplardaki insan anlayışının dünyadaki tüm değişmelere ve gelişmelere katkı yapıp, hızlandırabileceğini ortaya koymayı hedeflemektedir.Bu teolojiyle kaynağı tespit edilmeye çalışılan insan, ne Tanrı’nın mutlak sıfatlarını kendi gücü için bir tehlike görüp Tanrı’yı yok sayan bir ateist ya da deist, ne de kendini tümüyle Tanrı’nın iradesine terk edip, ‘ben’ olmanın getirdiği tüm sorumlulukları da Tanrı’ya havale eden sorumsuz ve salt kaderci bir varlıktır.Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, bu kitabında, insanın din içerisindeki yerini sorgulamakta, bu noktadan bir bakış açısıyla ufuk turu yapmaktadır.

 

 

allah-tabiat-ve-tarih1723778a8f92ce3156882c4fb9074fe8

 

Allah Tabiat ve Tarih 

İnsanın ürettiği ve sürekli beslediği bir disiplinin, içinde yaşadığı bağlamı destekleyecek ve onu yaşanabilir kılacak kavramlar dünyasından mahrum bırakılması ne kadar acı vericidir! Son yüzyıllarda Teoloji dahil bir çok dini disiplinin başına gelen felakettir bu. Elinizdeki eser, bir zamanlar ilimlerin tacı olarak kabul edilen Teoloji’nin, modern düşünceye başlangıç kabul edilen 17. yüzyıldan bu tarafa yaşadığı sürgün hayatını sora erdirme ve bu disiplini her anlamda insanın yaşam alanına indirme çabalarına bir ilavedir.Bu çaba içinde Teoloji’nin, klasik yapısı içinde, büyük oranda tabiat üstüne referansla kurduğu kavramlar dünyası, ayağı yere basan bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Eser içinde, Allah’ın tek başına bir tanım ve varlık alanı olarak değil de, insanla, tabiatla, tarihle, vs. ilişkisini kuran kavramlar üzerinden anlaşılmaya çalışılması, bu çabanın bir sonucudur.Allah’ı ilişkiler ağı içindeki bir Varlık olarak anlama düşüncesi, bu ağın bir başka parçası durumundaki insanı daha güçlü kılacak ve emanet olarak yüklendiği Tanrı’nın isimlerine yeryüzünde yaşam alanı açma çabasında ona destek olacaktır.

 

varlikvebilgiaydinlanmaninkesifaraclari_4628_58986

                                                                                                                                          Varlık ve Bilgi

Allah bütün varlıkları yarattıktan sonra onlara hidayet etmiştir yani önlerini görmelerini sağlayacak ışığı içlerine yerleştirmiştir. Bu ışığın kaynağı şüphesiz Mutlak Alim ve Mutlak Kadir olan Allah’tır. Bu aydınlanma, insan iradesinin ayartmaları olmadığı sürece, insanı hakikate götüren bir sezgiye, vicdana ve akla dayanır. İnsan Varlık’a ilişkin tasavvurunu aydınlığının kaynağı olan bu zemin üzerine kurar. Onun için de Mutlak Varlık olan Allah’a ilişkin kabulümüz, bir akıl yürütmeye ve duyusal yeteneklerimizi devreye sokarak istidlali bir bilgiyle temellendirmeden önce sezgiseldir ve bu sezgisellik içilen bir yudum suyun hazmından daha kolay bir şekilde insanın zihni ve vicdanı tarafından kabul görür; yeter ki bu ışık birçok şartlanmışlığın kurbanı olan ve kararlarını böyle bir karartma altında veren irade tarafından bloke edilmemiş olsun. Allah ve yarattıkları arasındaki bu ‘hakikat’ ilişkisi, yaratılanlar arasındaki ilişkiye de rengini veren bir belirlemeye sahiptir. Bu da yaratılanlar arasında kendine has bir ilişki ahlakı demektir. Hiçbir şey başıboş/anlamsız yaratılmadığına göre, var olan her şeye anlamını yüklemek ve Varlık anlayışımız üzerinden yaşadığımız evreni anlamlı bir alana çevirmek, var olmanın ana gerekçelerindendir. Bu kabulden hareketle, elinizdeki çalışma salt varlık ve bilgi kuramları üzerinde durmamakta, bu kuramların insana kurdurması gereken bir ilişkiler ahlakını da, Kur’an’ın tevhid felsefesi, varlık tasavvuru, din-bilim ilişkisi, vs. başlıklar altında önermektedir.

395799
Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar

“Bir toplumun kendini geliştirerek geleceğe taşıması dinle doğrudan alakalıdır. Dinlerin bir toplumu alıp ileriye taşımasını mümkün kılan en temel ilke, dini değerlerin geleneğin bir parçası haline indirgenmesinden şiddetle kaçınmaktır. Yaygın ve yanlış kanaatin aksine din, geleneği ve yerel örfü, yerelliklerinden kurtaran ve onları evrensel insani standartlara yükselten harekete geçirici güç olarak düşünülmelidir. Akılda tutulması gereken, dinlerin geleneği muhafaza etmedikleri, aksine onu revize ettikleri ve yeni değerler koymak suretiyle modernleştirici ve dönüştürücü bir özellik sergiledikleridir. Zira indikleri toplumun değerlerini muhafaza edecek idiyseler, yeni bir din göndermenin ne anlamı olurdu? Aynı soru, dinin işlevini tespit bağlamında, içinde yaşadığımız çağdaş toplum için de geçerlidir.”

 

 

178257_0

 


Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan

Ey Hakikat arayıcıları): “Yılanın kabuğundan çıktığı gibi siz de kabuğunuzdan çıkın. Ayak seslerini kimselerin hissetmediği bir solucan gibi ilerleyin. Akrebe benzeyin, çünkü esenliğiniz hep arkanızı sağlama almanıza bağlıdır. Zira şeytan da insana arkasından yaklaşır. Güzel yaşamak için hayatın zehrini için. Diri kalmak için ölümü sevin. Uçun ve belirli bir yuva edinmekten kaçının. Çünkü kuşları hep yuvalarında avlarlar…”
İbn Sînâ,Risâletü’t-tayr

 

 

 

adem

 

Adem’ den Öncesine Dönüş

Tarihten günümüze yaşamaya çalıştığımız coğrafya büyük bir şiddet sarmalı içinde kıvranmaktadır. Bu konudaki en önemli sorun ise dinsel ve seküler ayrımının yapılamamış olmasıdır. Ekonomik, politik ve toplumsal sebeplerden ötürü şiddete başvuran insan, ne yazık ki bunu dinsel bir ifadeyle etiketlemektedir. Sonuçta huzur ve esenlikle anılması gereken İslam dini, intihar bombacılarının dilinde şiddet içeren bir söz hâline gelmektedir. Bu eser,son yıllarda yaşanan ve yaşanmakta olan şiddeti hayatımızın bir parçası hâline dönüştürmemek adına okuyuculara yeni bir kapı aralamaktadır. Her gün şahit olduğumuz olayların bilmediğimiz yönlerini gözler önüne sererek Kâbillere karşı birlikte kalkan olmanın yollarını göstermektedir.

Hakikat, biraz sabır biraz da sükûnet gösterilirse bütün muğlaklıkları çözecek güce ve kuvvete sahip derinbir kelimedir. Fıtratın işaret ettiği hakikatin izini süren insan, bu sayede hep doğru değerlendirmelerde bulunmaya çalışmış ve nihayetinde gerçeğe ulaşmıştır.

 

0000000717041-1

 

Kimliksiz Hakikatler

Bu kitap, insan doğasından yola çıkıp özgürlük, değerler ve insan onuru üzerine doyurucu bilgiler vererek modern zamanlarda din ve dünya algısı üzerine geniş bir açıklama yapmaktadır. İslam düşüncesinin kendini yeniden tazelemesini ve yeni bir ivme kazanmasını öngören yazar, bu eseriyle yine aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır.Eser, içeriğindeki orijinallik ve başlıklarındaki çekiciliğiyle okuyucuları kendine hayran bırakacak niteliktedir.

dini anlama klvauzu

 

 

Dini Anlama Klavuzu

Din, insanı hayatın gerçekleriyle yüzleştirir ve bunun gereği olarak da ona hayatında olmaması gerekenleri kaldırıp atma cesareti verir. Allah’ın insana verdiği bu hakkın kullanılması onu gerçek makamına, eşref-i mahlukat seviyesine ulaştırır.

Değişen dünya ve içinde bulunduğumuz teknoloji çağı yeni problemleri de beraberinde getirmekte, bu problemler, diğer alanlarda olduğu gibi dinî alanda da kendini göstermektedir. Bu kitap, din ile ilgili kafası karışan, cevap arayan, sorular soran insanlara akılcı çözümler sunmayı hedeflemektedir. Bu kitap, sorgulayan ve inanç için kapı aralayan bireylerin üzerinde durduğu konulara dinin doğasından hareketle cevaplar vermektedir.